Yorulduk

09.11.2020
A+
A-

Fahrettin Kayan yazdı…

Kötü gidişata “dur” demek istediğimiz bir haftada Süper Lig kalitesinden uzak, tabiri caizse halı saha maçı gibi bir maç oldu. Orta sahaların çabuk geçildiği, pozisyon zenginliğinin yüksek ama bitiricilik kalitesinin yerlerde olduğu böyle bir müsabakada geriden gelmek çok kıymetliydi.

Maçın başlarında yediğimiz gol sonrasında 4-4-2’ye dönmemiz ve ikinci yarı Mert’in yerine Gökdeniz’in oyuna girmesiyle birlikte oyunda daha hakim ve baskılı bir oyun ortaya koysak da, geride kalan boş alanlar ve verdiğimiz pozisyonlarla facia gibi bir skorla karşı karşıya kalabilirdik.

Bol gollü mücadelede kaçan pozisyonlar, atılan gollerden çok daha net ve kolaydı. 4-4-2 sistemi şu anki oyuncu ve oyun anlayışıyla takım için daha ideal bir diziliş olarak gözüküyor. Ancak bu sistemi hele de önde baskıyla oynayacaksak, böyle ağır defans oyuncularıyla oynamak neredeyse imkansız.

Defansın ağır kaldığı, hücum oyuncularımızın etkisiz gözüktüğü maçlarda bütün yük orta sahaya biniyor. Orada da bir süre sonra yorgunlukla beraber orta saha çok rahat geçilmeye başlıyor ve her kaptırılan top kalemize tehlike olarak geliyor.

Zor geçen haftalarda, psikolojik düşüş yaşanırken ve takımın başında hoca boşluğu varken deplasmanda maçı 2-0’dan 2-2’ye getirmek büyük başarıdır.

Abdullah Avcı ile görüşüldü, olmadı. Futbolun içinde olabilir ancak hani B ve C planlarımız hazırdı? Mili takım arasına girerken takımın başında hoca olmaması büyük hezeyan. Aksine bu araya girmeden yeni hoca bir an önce getirilse, bu aradan faydalanarak takımla beraber maça çıkmadan daha fazla çalışma imkanı bulacak ve istediklerini takıma yansıtma şansına sahip olacak.

Artık bırakın eleştiriyi, takım hakkında düşünce belirtmekten bile yorulduk. Bu takıma bu kadar destek verirken, eleştirdiğimiz zaman bile takımın iyiliğini istiyoruz. Kimseyle derdimiz yok. Hepimizin amacı bu takımın iyi olması derken, son haftalarda yazdığım yazıların ardından bu hafta “Olmazsa siz yazı yazmayın, takımı olumsuz etkiliyorsunuz” şeklinde telefon ve eleştiriler de aldım ya, artık daha söyleyebilecek hiçbir şey kalmadı.

Zamanında güzel işler yapılırken nasıl övüyorsak, şu anda kötü gidişattan nasıl çıkılabileceğinin derdindeyiz. Yazdığım yazılarda ne kişisel problem var ne de hakaret içerikli bir yazı var. Ancak sosyal medyadan gelen engellemeler, yine eleştirdiğimizi düşünerek oluşturulan algılar akıl alır gibi değil.

Biz bu takıma gönül bağıyla bağlıyız. Bütün gayemiz sade ve sadece Antalyaspor’un iyiliği ve başarısıdır. Dilimizin döndüğünce gördüklerimizi yazmak, düşüncelerimizi söylemek bizim boynumuzun borcudur. Ne olayları kişiselleştiririz ne kimseye hakaret ederiz.

İsteyen istediğini düşünebilir, istediği ortamda istediğini söyleyebilir. Ben bildiğimi, gördüğümü söylemekten vazgeçmeyeceğim. İyi işlerin hakkını vermeye, yapılan hatalarda ise gördüklerimi söylemeye devam edeceğim.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARI
30 Kasım 2020
24 Kasım 2020
3 Kasım 2020
26 Ekim 2020
20 Ekim 2020
5 Ekim 2020