Liyakat
Hakan Aydın, Antalyaspor’un Sarıyer maçı sonrası izlenimlerini yazdı.
Camiamızın ve tüm Türk milletinin kurtuluş ve özgürlük mücadelesinin simgesi olan 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutlarım.
Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Beni Türk hekimlerine emanet ediniz.” sözünü günümüz futboluna uyarlarsak herhalde şöyle derdi: “Türk futbolunu Türk hakemlerine emanet etmeyiniz.”
Cuma akşamı oynanan karşılaşmada her şey Antalyaspor’un lehine giderken maçın hakemi Emre Kargın, akıl almaz bir penaltı kararı vererek karşılaşmanın seyrini değiştirdi. Ardından Güray’ın da büyük hatasıyla peş peşe gördüğü iki sarı kart sonucunda oyun dışı kalması, mağlubiyetin fitilini ateşledi.
Halı saha turnuvası düzenlesen hakemlik yaptırmayacağın isimler, Türk futbolunda cirit atıyor. Bunlar için çok güzel bir söz vardır:
“Koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler.”
Gerçi TFF’nin en üst kademelerine baktığımızda, federasyon ve MHK yönetimlerinin yıllardır tartışmalı kararlarla anıldığı bir düzende fazla bir şey beklemek hayal olur.
Karşılaşmaya gelecek olursak…
Bülent Hoca, her hafta farklı bir 11’le sahaya çıkıyor. Özellikle stoper bölgesinde neredeyse her karşılaşmada farklı oyunculara görev veriyor. Dört hafta geride kalmasına rağmen kadro istikrarını hâlâ sağlayamadı.
Sarıyer karşılaşmasında savunma tandemini Ensar Buğra, Nzaba ve Samet üçlüsünden oluşturdu. Antalyaspor, özellikle ilk 45 dakikada topa sahip olma konusunda rakibine büyük üstünlük sağladı. Antalyaspor rakip ceza sahasında sekiz kez topla buluşurken Sarıyer, Antalyaspor ceza sahasında yalnızca bir kez topla buluşabildi. Rakip, neredeyse Antalyaspor kalesine hiç gelemedi.
Antalyaspor ilk yarının sonunda golü de bulunca ikinci yarıda maçı koparabilecek pozisyonları yakalayıp üç puanı hanesine yazdıracağını düşünüyorduk. Ancak hakemin tartışmalı penaltı kararı ve ardından Güray’ın peş peşe gördüğü iki sarı kart sonucunda oyun dışı kalmasıyla bir anda karşılaşmanın rengi değişti.
Bu dakikadan sonra Sarıyer, Antalyaspor ceza sahasında 10 kez topla buluştu. İlk yarıda neredeyse hiç olmayan gol beklentisi, ikinci yarıda 1,51’e yükseldi.
Bülent Korkmaz ise penaltı ve kırmızı kartın ardından panikledi. Antalyaspor adına sahanın en iyi isimlerinden biri olan, ileride top tutan ve rakip stoperlere baskı yapan Ahmet Sağat’ı oyundan aldı. Yalnızca 10 dakika sonra da forvet diye oyuna Boli’yi sürdü. Bu değişiklik şaşkınlığımızı daha da artırdı.
Madem oyuna yeniden bir forvet alacaktın, Ahmet’i neden çıkardın? Ahmet mi, Boli mi diye sorulsa herkes Ahmet der.
Karşılaşmanın sonunda yine kendi sahasında üç puanı kaybeden bir Antalyaspor vardı.
Bülent Hoca’nın karnesi, zayıflarla dolu bir lise öğrencisinin karnesi gibi. Kadro planlaması ve maç içindeki tercihleri yanlışlarla dolu. Madem Cuesta oynayabilecek durumdaydı, ilk üç haftada neden Abdullah’ta ısrar edildi? Kaleci oynayarak form tutar. Bana göre Cuesta ilk haftadan itibaren kaleyi korusaydı bugün en az yedi puanımız olabilirdi.
Antalyaspor’un bundan sonra, ilk yedi hedefinden kopmamak için puan kaybetme lüksü kalmadı. Takımın en kısa zamanda yapılacak bir forvet takviyesiyle yukarıya doğru ivme yakalaması gerekiyor.
Henüz hiçbir şey için geç değil.
Son sözüm camiaya gelsin:
“Umut, başka bir sabaha uyanmak, başka bir güneşe bakmaktır.”