3 Kasım 2026, 14:11:32

Neyi Yazalım?

3 Kasım 2026 12:00

Levent Sağlam, Antalyaspor’un Iğdır FK maçı sonrası izlenimlerini yazdı.

Neyi yazalım?

Saha içini mi, yoksa saha dışını mı? Sportif başarısızlığı mı, yoksa tesislerin ödenmeyen faturalarından dolayı kesilen elektriğini mi? Takımın Iğdır FK maçı için iki gün önceden Ankara’ya otobüsle gitmesini mi? Safuri’nin neden kadroda olmadığını mı? Bazı oyuncuların sakat mı, yoksa Başkan Mustafa Ergün’ün de söylediği gibi ödenmeyen alacaklarından ötürü Ankara’ya gitmek istemediğini mi? Bunları mı yazalım? Takımda sözleşmesi devam eden ama kadroda olmayan, tabiri caizse yatarak para kazanan yabancı oyuncuları mı? Sakat olduğu bilinen ve buna rağmen transfer edilen, kadroyu şişiren futbolcuyu mu yazalım?

Yoksa saha içini mi yazalım?

Antalyaspor’un artık hafriyat gibi bir akarı da yok. Akarı olmayan bir çeşme misali yani. Bundan sonra Antalyaspor’un durumu çok çok zor. Bu borçlarla siz AŞ’yi de en büyük hisseye sahip kulübü (derneği) de teslim etseniz kolay kolay bir talipli çıkmaz. O şans kaçtı artık diye düşünüyorum.

Dün Ankara’da Iğdır FK ile karşılaşan Antalyaspor, Bodrum FK karşılaşmasının 66. dakikasından sonra nasıl 3 merkez orta sahayla oynamışsa bu sefer oyuna 3 merkez orta sahayla başladı. Bodrum FK maçında eleştirdim fakat bu maç özelinde Osman Özköylü’nün bu tercihini doğru buluyorum. Belki Safuri olsa da böyle mi oynatırdı, bilemem. Ama ligin üçüncüsü bir takıma karşı skoru tutmak adına bence bu tercihler önemliydi. Hatta bu cuma günü oynayacağı lig lideri Bursaspor karşısında da bu şekilde bir tercihte bulunursa yadırgamam. Antalyaspor, oyunun hem ilk yarısında hem de ikinci yarısında Iğdır FK’ye boşluk vermedi. Her iki takım da rakibe önde baskı yaparak oynadı. Her iki takım adına da söylemek gerekirse maçın ilk yarısı pozisyonsuz geçti.

İkinci yarıya Mevlüt’le başlayan Antalyaspor’da Ahmet Sağat oyundan alındı. Mevlüt neden yedekti? Bir hamle oyuncusu olarak mı düşünüldü, yoksa Ahmet sakatlandı mı, bilemiyorum. Ama gördüğüm, ikinci yarıda sahada daha istekli bir Antalyaspor olduğuydu. Takımın joker oyuncusu Van de Streek aslında çok rahat bir şekilde Antalyaspor’u öne geçirebilirdi. Topu önüne iyi de aldı fakat olmadı. Bu dakikada skor 0-0 berabereydi. Van de Streek maşallah 10 numara, sağ ve sol açık, santrfor, sağ bek; nereye koyarsan koy oynuyor. Tabiri caizse Angora tavşanı gibi. Angora tavşanının etinden, sütünden, tüyünden, her şeyinden yararlanırsın ya, aynen öyle. Oyun içerisinde sıkça mevki değiştiren bir oyuncu. Dün Ahmet Sağat çıkınca kanattan santrfora geçti. Nuno da Costa girince de 10 numaraya geçti. 66. dakikada yediğimiz golden sonra, akabinde 68. dakikada Nuno da Costa ile golü bulup oyunu beraberliğe getirmemiz önemliydi. İki dakika içinde oyundan düşmeyerek golü bulmamız, maçı ne kadar istediğimizin bir işaretiydi. Dün aslında klasik bir beraberlik maçı izledik. Hatta 88. dakikada rakip iki değişiklik yaparken biz de 90. dakikada oyuncu değiştirdik. Her iki hoca da skordan razı bir görüntü sergiledi.

Artık ligin ilk yarısında toplayabildiğimiz kadar puan toplamalıyız. Derdim iyi oyun falan değil, sadece alınacak puanlar. Çünkü ligin ikinci yarısı sadece sahada oynanmaz. Bu işlerin masa başı işleri de var. Zaten bu kadar borç yüküyle transfer tahtasını açıp transfer yapmak hayalden öteye gitmez.

Artık önümüze bakalım diyeceğim de bu tabloyla nasıl diyeceğimi bilemiyorum.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.