SadeceAntalyaspor.com
Himmet Güler

Demek ki

Yusuf Hoca ile artık yollar ayrıldı. Sanırım Antalyaspor camiasında memnun olmayan insan sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Takımı hafta boyunca Eto’o çalıştırdı. Tabii ki destek de almıştır. Diego sakat, Lazo sakat. Sahaya sürülebilecek en iyi dizilim ve en iyi takımla çıkılmıştı bence. Ama rakip Mersin İdman Yurdu takımı bir önceki hafta bize beş atan Rizespor […]

16 Aralık 2015 - 7:28 'de eklendi.
Demek ki

Yusuf Hoca ile artık yollar ayrıldı. Sanırım Antalyaspor camiasında memnun olmayan insan sayısı bir elin parmaklarını geçmez.

Takımı hafta boyunca Eto’o çalıştırdı. Tabii ki destek de almıştır. Diego sakat, Lazo sakat. Sahaya sürülebilecek en iyi dizilim ve en iyi takımla çıkılmıştı bence.

Ama rakip Mersin İdman Yurdu takımı bir önceki hafta bize beş atan Rizespor gibi bir takımı üç golle yenip göndermişti. Çok tehlikeli oyuncuları var Mersin İdman Yurdu’nun. Geçen sezondan beri transfer yapamıyorlar. Aslına bakarsanız bunun bazen yararı da var. Zira hep aynı takım ile oynuyorlar ve uyum sorunları yok. Bizim maçta son vuruşları yapsalar sonuç çok değişik olurdu.

Penaltı ve kırmızı kart kararları bence doğruydu. O pozisyondan önce de rakip üzerimize organize bir şekilde geliyordu. Penaltı bir şok oldu, kırmızı kart daha da büyük bir şok. Henüz daha ”Ne oluyoruz yahu?” diyemeden yan toptan gelen pozisyonda bomboş kafayı vurdu rakip oyuncu ve iki farklı mağlup duruma düştük.

Böyle durumlarda devre arası çok çok önemlidir. Düşünseniz ya; rakip, sezon sonu düşmesi en muhtemel takımların başında gelen bir takım. Siz haftalardır galip gelemeyen bir takımsınız. Teknik direktörünüz gönderilmiş. Bir kişi -ki bu kaleciniz ise durum daha da vahimdir- eksik kalmışsınız ve evinizde iki farklı mağlup durumdasınız. Ayrıca taraftar gruplarının büyük çoğunluğunu oluşturan birçok taraftarınıza saçma sapan bir maçlık ceza gelmiş. Gerçekten sıkıntılı bir durum. İşte o devre arasında motivasyon sağlamak, sokak tabiri ile ”Gazlamak” müthiş önemlidir. Bu işin teknik, taktik boyutu artık öneme göre gerilere düşmüştür. Önce motivasyon ve psikoloji gelir.

”Eto’o”ya büyük iş düşüyor” dedim devre arası içeri giderlerken. Toparlaması gerekiyordu. Devre arası ”Maç 2-2 bitse” deseler o statta bunu kabul etmeyecek kişi yoktu dün. Ama dediğim gibi,aynen o motive edici konuşmalar yapıldı ve ikinci yarı deli gibi saldıran bir Antalyaspor sahadaydı. Tribün de bu ışığı gördü ve yüklenmeye başladı. Hakemi etki altına almaya çalışmalar, anlık şimşek hızı tepkimeler derken harikaydı sahaya etki.

Mbilla yerdeki topa kafa ile uçmak ne demek gösterdi dün. Maç o dakika kazanıldı işte. Yerdeki topa kafa ile uçarken, attığı golde tekmeye yüzünü uzatırken kazanıldı o maç. İyi izleyin o pozisyonu, herkesin harcı değildir öyle yüzünü sokmak o topa. Allah göstermesin, dağılıverir yüzünüz, hayatınız boyunca o izleri taşırsınız. Ama Mbilla bunu düşünmeden soktu yüzünü ve ”Geliyoruz” dedi.

Eto’o çıktı sonra sahaya. Attığı golü yine kendisi hazırladı. Golden sonra önümüze geldiğinde ağlıyordu. Bakın bu adam çok farklı. Birçok takımda oynadı. Ben böyle gol sevinçleri yaşadığını hiç görmedim. Barcelona forması ile Real Madrid’e bile gol attığında bu kadar sevinmiyordu. Çok içten bir sevgisi var adamın. Çok sahiplendi burayı.

İyiler, gerçekten isteyenler her zaman kazanıyorlar. Dakika doksan demeden galibiyet golümüz geldi. Sosyal medyada bazı yerlerde gördüm, Mersin İdman Yurdu’nun sayılmayan iki gollük pozisyonu var. Arkadaşlar kuralları çok iyi okusunlar bir daha. Buradan özellikle yan hakemi tebrik ediyorum. Hakem seminerlerinde eğitim olarak gösterilebilecek pozisyonlarda örnek kararlar verdiler.

Bakın böyle maçları izlemek herkese nasip olmaz. Yıllar sonra çocuklarınıza,torunlarınıza anlatabileceğiniz bir maçtı bu maç. Müthiş bir geri dönüş. Müthiş yani. Bunu yapabilmek gerçekten büyük bir iş. Gerçekten inanmanız gerekiyordu. Tribün ile bir bütün olmanız gerekiyordu. Biz bunları yaptık işte.

Demek ki ne oluyormuş? Bu takımın bir gücü varmış. İsteyince, gerçekten isteyince bazı şeyler oluyormuş. Doğru oyuncu tercihleri, doğru mevkiiler,doğru değişiklikler,doğru zamanda doğru işler. Ve sonuç, efsanevi bir galibiyet.

Tek üzücü olan neydi biliyor musunuz? Saçma sapan bir ceza sistemi ile taraftarlarımızın çoğunun bizimle stadyumda olmayışıydı. Şimdi Osmanlı maçında statta küfür edildi diye o maça girenlerin hepsinin bileti blokelendi. Skandal! Böyle bir şeyi nasıl yaparsınız? Ben o maça gittim diyelim. Ama stattan küfür sesleri yükselirken, ben ağzımı açmadım. Hatta benim gibi ağzını açmayan insan sayısı çok daha fazlaydı diyelim. Arkadaşım bizim suçumuz ne? Bunun neresi adil? Adalet neresinde bu işin? Böyle skandal bir ceza olur mu? Bu tamamen hukuka aykırı bir durumdur. O kadar kamera var, görevli var. Git küfür edeni bul, yaz cezasını. Bu olayın kolayına kaçmaktır. Toptan ver cezayı, oh bir hafta sonra daha rahat olayım, ayrıca ne o öyle, maç esnasında küfür edenleri tek tek tespit et, git, ara bul ohoo… Değil mi, çok zor değil mi, işin kolayı toptan ver cezayı gitsin. Yazık gerçekten. Ama biz kardeşlerimizin yokluğunu aratmadık işte. İçeride olanlar bir değil, üç kişilik bağırdı. Ve sonuçta zafer geldi. Çünkü inanmıştık.

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

BENZER HABERLER