Röportaj: Şenol Fidan | SadeceAntalyaspor.com
SadeceAntalyaspor.com

Röportaj: Şenol Fidan

SadeceAntalyaspor Ailesi olarak, Kemerspor 2003’ün teknik sorumlusu Şenol Fidan ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik …

08 Aralık 2017 - 18:30 'de eklendi.
Röportaj: Şenol Fidan

SadeceAntalyaspor Ailesi olarak, Antalyaspor pilot takımı Kemerspor 2003’ün teknik sorumlusu Şenol Fidan ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

SadeceAntalyaspor.com Ailesi olarak bu keyifli röportaj için Şenol Fidan’a teşekkür ederiz.


Öncelikle sizi tanıyalım. Şenol Fidan kimdir ve Kemerspor 2003’ün başına gelmesi nasıl olmuştur?

Aslında futbolu takip edenler beni tanır. 17 sene profesyonel futbol yaşantım var. Bunun 9-10 senesi Süper Lig’de geçmiştir. Beş sene Beşiktaş’ta oynadım. Beş sene içinde Türkiye Ligi, Cumhurbaşkanlığı Kupası şampiyonlukları yaşadım. Onun dışında Beşiktaş’a gelmeden önce Boluspor ve Beykozspor altyapısıyla başlayan bir futbol yaşantım var. Ayrıca süper Lig’de beş senesi Antalyaspor olmak üzere 12-13 sene Şifo Mehmet ile çalışma imkânım oldu. Antalyaspor’un bu projesinde Sabri Ünver beni aradı, ben de konuyu çok olumlu buldum. Projenin son derece olumlu olduğunu düşündüm. Bunun üzerine bu işe “evet” dedik ve başladık.

 

Beykozspor altyapısında başlayan, Boluspor ve Beşiktaş ile yükselen ve Gaziantepspor, Çanakkale Dardanelspor, Eskişehirspor’un ardından Pendikspor ile sona eren bir futbolculuk kariyeri… Futbolculuk döneminizde unutamadığınız durumlar vardır mutlaka. Bunlardan bazılarını bizimle paylaşır mısınız?

Tabi ilk önce bunları aşama aşama değerlendirmek gerekiyor. Çünkü genç takımda oynarken oynadığınız hedef ne olursa olsun kazanmak istiyorsunuz. Beykozspor takımında ilk şampiyonluğumu yaşadım, o anı unutamam. İlk şampiyonluğumdu. 3. Lig’den 2. Lig’e yükselmiştik. Onun dışında Beşiktaş’ta üç sene üst üste şampiyonluğu ve kupa zaferlerini yaşadım. Tabi bu zaferler unutulmaz, çünkü futbol hayatınızda geriye dönüp baktığınızda “ben neler yapmışım” diye, önüme bunlar geliyor. Fakat Süper Lig şampiyonlukları benim için en unutulmaz anılardır.

 

Teknik sorumlu Şenol Fidan olarak futbolculuğunuzu günümüz futboluna göre değerlendirirseniz nasıl yorumlarsınız?

Tabii biz de ister istemez bir karşılaştırma yapıyoruz kendimiz açısından. Günümüz ve bizim oynadığımız zamandaki futbola göre en büyük ayrım, bana göre saha içinde pozisyon anlayışlarıyla ilgiliydi. Bunlar, antrenör tarafından bize verilmiyordu. Ama biz onu kendi bilgilerimiz doğrultusunda, takım halinde çalışmalar yaparak kapatmaya çalışıyorduk. Sahaya yansıyan futbol anlayışı bakımından bize fiziki güç şeklinde bir çalışma şekli veriliyordu, sahaya çıktıktan sonra her şey doğaçlama gelişiyordu. Benim gördüğüm en büyük fark buradan kaynaklanıyor.

Kişisel olarak baktığımda ben futbolculuğumu Atiba Hutchinson’a benzetiyorum. Atiba tarzı oyuncular bütün özverisini vererek takımın defans yükünü taşıyan oyuncular olmuştur. Bu tür oyuncular son zamanlarda büyük bir önem kazanmış, ayrıca istatistikler göz önüne alındığında ne kadar değerli oldukları görülmüştür. Beşiktaş’a geldiğimde Beşiktaş’ın oyun yapısı içerisinde hücum gücü yüksek oyuncular vardı. Ben de kendimde saha içinde dönen topları ilk karşılayan, hücumu ilk başlatan bir oyuncu profili yarattım. Sağ olsun Gordon Milne de İngiliz oyun anlayışıyla benim takımda yer almamı sağladı.  Futbol anlamında da son zamanlarda ön liberolar önem kazanmıştır. Günümüz futbolunda topu ne kadar çok öne doğru oynarsanız, kendi avantajınızı çabuk ve net bir şekilde kullanabilirsiniz.

 

Aktif futbolculuk yaşantınıza nokta koyduktan 1,5 yıl sonra Beykozspor’da çalışmaya başladınız. Antrenör olarak yolunuza ne zaman devam etmeye karar verdiniz?

Tabii ki bunun aşamaları var, mutfağı var. Altyapılarda başladım, alt liglerde çalıştım. Süper Lig’de yardımcılık yaptım. Her aşamada bu tecrübeyi kendime kazandırmak istedim. Bir anda bir yere geldiğinizde temeliniz sağlam değilse yaşadığınız şeyler günübirlik olabiliyor. Sağlam bir temel oluşturma adına ben hedefimi yirmili yaşlarda Beykoz’da oynarken koymuştum.  Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Beden Eğitim Spor Bölümü ve futbol ihtisas mezunuyum. Yani o zamandan başlayan bir antrenörlük hayalim vardı. İleride hedeflerim doğrultusunda b bölüme girip futbol ihtisas bölümünü bitirdim. Futbol içinde olunca ister istemez futboldan sonraki yaşantınızı da planlamak zorundasınız. Ben 1985’te okula girmiştim, futbol yaşantım uzun sürünce 7-8 sene gecikme oldu fakat sonunda mezun oldum.  Ne kadar bu işi biliyoruz desek de gelişime açık olmalıyız. Kendinizi gelişime açık tutmazsanız geride kalıyorsunuz. Ben bugüne dek bulunduğum her ortamda kendim, futbol ve çocukları geliştirmek adına bir kelime kapabiliyorsam benim için çok büyük bir mutluluk olur.

 

Antalyaspor’un gerçekleştirdiği bu pilot takım uygulaması hakkında neler düşünüyorsunuz?

Bu proje gecikmiş bir proje olsa da çok doğru bir proje. Çünkü Türkiye’de Milli Takım oyuncu havuzu için yeterli oyuncu altyapılardan gelmiyor. Buralardan başlamak gerektiğini düşünüyorum. Süper Lig’deki ekiplerin böyle ikinci takımlarını oluşturmaları gerekiyor. Oraya çıktığınızda siz doksan dakika oynamak zorundasınız, orada hata yapma lüksü yok. Burada kendinizi geliştirerek, o maç atmosferini yaşayarak oraya hazır gitmeniz gerekiyor. Altyapıdan yetişen çocukları 18-19 yaşına gelip de üst tarafa verdiğinizde bocalıyorlar süre alamadıkları zaman. Muhakkak oynayacakları bir kulüp bulmak gerekiyor. X kulübü arayayım değil, kendi elinizin altında olan bir futbol kulübü olduğunda bu oyuncuları gönderecek bir kulübünüz olmuş olur. BU takımın başına iyi bir teknik heyet getirdiğiniz zaman da iyi futbolcular çıkacağını düşünüyorum.

 

Mehmet Özdilek ile Beşiktaş’ta birlikte forma giydiniz. Yine Antalyaspor, Gençlerbirliği, Kayseri Erciyesspor ve Çaykur Rizespor’da Mehmet Özdilek’in yardımcılığını yaptınız. Mehmet Özdilek ile ilişkinizi nasıl yorumlarsınız?

Biz onunla Beşiktaş’a beraber transfer olduk. O Kahramanmaraşspor’dan ben Boluspor’dan gelmiştik. Kaderimiz Beşiktaş’ta birleşti. O zaman futbolcu kaçırma denen bir olgu vardı, bilirsiniz. Ayvalık’ta bizi bir otele götürene dek 15-20 gün aynı odada zaman geçirdik, oradan doğan bir kader arkadaşlığımız oldu. Mehmet Hoca ne yaptığını bilen gelecek anlamında hedefler koyan, doğru insanlarla çalışmak isteyen bir isim. Bana da futbolu bırakmama yakın teklif getirince ben de antrenör olarak devam etmek istedim. Fakat onun hedefinde bir sene kadar İngiltere’de eğitim görüp Türkiye’ye dönmek vardı. Ben de o Türkiye’ye dönene dek bir portföy, oyuncu havuzu oluşturmak adına genç oyuncuları arşivledim. O dönene dek Beykoz’da antrenörlük hayatım vardı. Döndükten sonra bu projeleri hayata geçirmeye çalıştık. Ama Mehmet Hoca disiplinli, son derece futbolu bilen ve son derece değerli bir insan. Tutarlı bir teknik adam. Antalyaspor zamanında o dönemin şartlarını düşünürsek, onun yönetiminde çok iyi şeyler başardık diyebilirim.

 

Herkesin teknik direktör olduğu ve futboldan anladığı bir ülkede bir takım çalıştırmak nasıl bir his?

Şimdi bu tabi biraz da tecrübeyle ilgili… Eğer sırtınızda bu ceket, bu eşofman varsa bazı şeyleri kabullenmek zorundasınız. Çünkü her şeyi yüzde bin de doğru yapsanız sizi beğenmeyen, beğenmek istemeyen insanlar olduğunu görüyorsunuz. Futbolda tek bir doğru yok, çok fazla doğrular vardır. İnsanın olduğu yerde hata vardır. Ama dışarıdan bakıldığı zaman değerlendirmeleri yapan sağlıklı insanlar olduğu gibi sosyal medyada da gördüğümüz sağlıksız insanlar da var. Biz vicdanen, fikren doğruları yaptığımıza inanıyor ve bunu kabul ediyorsak, yapacak bir şey yok. Hangi anlamda bir şey yok; demek ki doğruları yapıyorum ve bunun karşılığında geribildirim alabiliyorum. Bir de mental olarak güçlü kalmanız lazım. Sizi yukarı taşıyan değil, aşağı çeken insanlar da var. Bunlar futbolun içerisinde hep olacaktır. Siz vicdan olarak doğru işler yapıyor musunuz, oraya bakıp kendinize bir yol çizeceksiniz.

 

Daha önce Antalyaspor’da beş sene yardımcı antrenör olarak görev almıştınız. Şimdi ise Antalyaspor’un pilot takımı Kemerspor 2003’ün başındasınız.  Bu konuda neler söylersiniz?

Beş sene, kolay değil… Çok güzel anılarımız oldu, güzel geçen süreçlerimiz oldu. Şimdi normal şartlarda benim gelişim süreme baktığınızda 17 sene futbol oynamış, spor akademisi mezunu, Süper Lig’de çalışmış ve pro lisans sahibi bir çalıştırıcı olarak 3. Lig’deki bazı anlayışları kabul etmeniz mümkün değil. Ama Antalyaspor’dan böyle bir teklif gelince, bu projenin de doğru bir proje olduğunu düşününce severek geldim buraya. Zaman zaman türbülansa girdiğimiz anlar da oldu. Ama bu telif bize Antalyaspor’da çalıştığımız dönemde bize olan tutumla birlikte çalışma şeklimizin de bir ödülü diye düşünüyorum. Doğru işler yapmış olmasak bu teklif gelmezdi. Sağ olsunlar, bizleri düşünmüşler ve bu teklifle geldiler. Ben de bu projeyi severek ve isteyerek buraya geldim.

 

Kendinizi nasıl bir teknik adam olarak tanımlarsınız?

Futbol oynamayı seven, futbol oynatmaya çalışan, hücum futbolunu, olumlu futbol anlayışını benimseyen ve bu şekilde felsefesi olan bir teknik adamım. Ayağa pas yapan, üçüncü bölgede basan, bekleri devamlı oyuna sokan ve pozitif bir futbol anlayışını benimsetmek istiyorum. Oyuncularıma da hep bunu anlatıyorum, futbolda iyi oynayarak 1-2 kere kaybedebilirsiniz ama 1-2 kere kaybediyorsan bu 34 maçlık periyotta 30 maç kazanacaksın demektir. Ben oyu anlamında keyif almaya çalışan ve pozitif bir takım yaratmaya çalışıyorum. Futbol anlayışım bu şekilde çünkü iyinin ve doğrunun alıcısı fazladır. Başarı gelecekse fark yaratmaktan gelir.

 

Kemerspor 2003, Antalyaspor’dan kadrosuna kiralık olarak birçok ismi katmıştı. Bu oyuncuların Kemerspor 2003’e katkısını nasıl buluyorsunuz?

Şimdi Antalyaspor’dan gelen 11 futbolcu kardeşim var. Biz bu oyuncularla beraber Kemerspor’dan gelen oyuncuları harmanladık ve bir takım yaratmaya çalışıyoruz. Burada önemli olan bu oyuncu grubunun Antalyaspor bakış açısıyla birlikte gelişimlerini sağlayıp, Antalyaspor’un sağdan soldan oyuncu almadan oyuncuları hazırlamaktır. Bir süreç gerekiyor. Gelen oyuncular son derece büyük aşama kaydettiler. Genç takımlarla profesyonel oynamak arasında çok büyük bir fark var. Bu savaşı görmeleri gerekiyor. Bu oyuncular içerisinde birkaç sene içinde muhakkak Antalyaspor A takımına çıkacak oyuncular var.

3. Lig 1. Grup’ta lige iyi başlayan Kemerspor 2003, ilk altı hafta sonunda yenilgisiz lider durumdaydı. Fakat geride kalan 15 haftaya baktığımızda son altı haftada kazanamayan ve ligde altıncı sıraya gerileyen bir Kemerspor 2003 var. Takımdaki bu düşüşün sebebi sizce nedir?

Lige çok iyi başladık. Antalyaspor ve Kemerspor evliliği son derece doğru bir evlilikti. Ama o evlilikten sonra ortaya çıkan birtakım sıkıntılar yaşandı. Türbülansa girdik diyelim. Oyuncu bazında olsun, sonuçlar bazında olsun, sahaya yansıyan pozitif futbol anlamında olsun altı haftalık periyotta bazı sıkıntılarla karşılaştık. Bu projenin sağlıklı olması ve sağlıklı yürümesi için belli bir protokol içinde devam etmesi gerektiği kesin ve net. Çünkü biz diğer takımlar gibi olmamalıyız. Biz Antalyaspor-Kemerspor 2003 birleşiminde hem fiziki şartları hem de saha içindeki olumlu şartları devam ettirmek durumundayız.  Bunun devam etmesi lazım.

Bunun dışında birkaç maçı çıkartırsak, dört maçta sonuca yansıtamadık ama oynanan oyun beni son derece memnun etti. Karşılaştığımız takımları mağlup edecek oyunu da oynadık. Skor alacak pozisyonları da yakaladık fakat gol atmakta zorlandık. Biraz mental anlamda düşüklüğümüz var.

 

Bu sezon Kemerspor 2003 olarak hedefleriniz nelerdir?

Biz Kemerspor 2003 için en iyisini istiyoruz. Tabii bu yeni bir oluşum… Bu oluşum içinde ilk defa profesyonel ligde oynayan futbolcularımız var. Biz iki takımı harmanladık, düşünce olarak bir hayal ortaya koyduk. Bu hayal sezon başında çocuklar için bir ütopyaydı. Ama sezonun başlamasıyla birlikte yapacaklarını ve yaptıklarını gördüler. Bu hayale son derece bağlanıp, inandılar. Hedefimizi en kötü ihtimalle play-off olarak koyduk. İlk senemiz olması, çocukların ilk defa bu seviyede oynaması bize bazı iniş ve çıkışlar yaşatacaktır mutlaka. Ama benim gördüğüm, bu oyuncu topluluğu en kötü ihtimalle playoffa kalacaktır.

 

Ligin en fazla gol atan iki takımından birisi Kemerspor 2003. Ayrıca kalesinde gördüğü 21 golle de en fazla gol yiyen üçüncü takım durumunda. Forvetlerin becerisi mi defans oyuncularının eksikliği mi? Bu durumu nasıl değerlendirirsiniz?

Biz de şimdi kendimizi check ediyoruz. Gol anlamında son derece olumluyuz. Geriye dönüp yediğimiz golleri incelediğimizde birtakım sıkıntılar olduğunu görüyoruz. Bunu hocalarımızla tartışıp nasıl gidereceğimizi konuştuğumuz ve hatanın nerede olduğuna baktığımızda bazen bireysel hataların buna sebep olduğunu görüyoruz. Ama sadece oyundan keyif alan, hata yapmaktan çekinen oyuncu profili yerine hatasının üzerine giden ve hatadan korkmayan bir takım yaratmaya çalışıyoruz. Onun için bizim oynadığımı oyunun olumlu sonuçları gol olarak yansıyor. Zaman zaman yediğimiz gol anlamında da yansıyor ama ben buradan oyun anlamında geri adım atmayacağım. Çünkü biz bir ikinci takımız. Buradan oyuncuları doğru felsefeyle yukarı göndermemiz lazım. Bireysel hataları da en aza indirdiğimizde bu takım çok daha iyi yerlerde olacak.

 

Kemerspor 2003, 22.7 yaş ortalamasıyla grubunun en genç yaş ortalamasına sahip takımı. Bu durumun sizce ne gibi avantajları ve dezavantajları bulunuyor?

Tabi sağ olsunlar, hepsi gözümün içine bakıyorlar yavru kuşlar gibi. Bir şeyler öğrenmek istiyorlar, bir hedefleri ve amaçları var. Biz de bu hedefleri koymalarını istiyoruz. Bu hedefler nedir derseniz, birincisi iyi bir oyuncu olmak, ikincisi Antalyaspor’da oynamak ve son olarak diğer takımlara da gidebiliyorsa gitmelerini sağlamak. Biz bunların ilk önce buradan başladığını, mental anlamda güçlü bir oyuncunun önünde kimsenin duramayacağını anlatıyoruz. Kemerspor 2003’ün hedefi ne? Şampiyon olmak. Bakın, söylemek ne kadar kolaysa ama eyleme geçirmek de o kadar zordur. Genç bir oyuncu topluluğuna geldiğinizde bu daha da zordur. Çünkü ilk defa böyle bir savaşın içine giriyor. Karşı takımın yaptığı pisliklere cevap veremiyor, hakemi görüyor, seyirciyi görüyor, deplasmanı, deplasman yolculuğunu görüyor. Sahaya çıktığında daha kırılgan oluyor. Biz bunları onlara “eğer futbolcu olmak istiyorsanız kendinizi mental anlamda güçlü tutmanız gerekiyor” diye anlatıyoruz. Ha, pilot takım dediğinizde yaşlı oyuncu oluyor mu, oluyor. Bakın Avrupa’da dahi genç takımlara bir iki tane profesyonel anlamda abileri monte ediyorlar. Bizde de bu konuda İbrahim Dağaşan var. İbrahim son derece karakterli, çocuklarımız abilik yapan, yön veren bir isim. Onun dışında Altınordu takımı bize altyapı anlamında ilk örnek sunulan takım, biliyorsunuz. Fakat onlar dahi geçen sene santraforda Hasan Kabze, bu sene ise Mirkan’a şans verdiler. Demek ki bu kardeşlerimiz arasında böyle oyuncuların da olması gerek. Profesyonellik anlamında İbrahim Dağaşan diğer kardeşlerimizin hepsini etkiliyor. Onlar da ilerleyen zamanlarda futbol yaşantısında inanıyorum ki İbrahim gibi iyi bir futbolcu, iyi bir karakterli insan olacaklardır. Doğru tip ve doğru profesyonellerin bu tip pilot takımlarda olması gerekiyor.

 

Biraz da Antalyaspor’a dönersek, beş sezon teknik heyette bulunan bir isim olarak Antalyaspor’un bu sezonki performansını nasıl yorumlarsınız?

Antalyaspor istenilen seviyede değil. Oyuncu grubu son derece kaliteli, bu oyuncu grubu nerede olursa olsun arkadaşına, takımına, camiasına sahip çıkmazsa bu tür sıkıntılar her kulüpte yaşanabilir. Çünkü oynayanlar oraya ait olduklarını hissedip, bu takım için formalarını terletecekler ki sahaya bir şey verebilsinler. Eto’o geçen sene bu abiliği yaptı. Görünen şu aşamada oyuncu grubunun takıma sahip çıkmasıyla ilgili problem var. Arzu, istek, takıma sahip çıkma, ruh dediğimiz şeyleri bu oyuncu grubu sahaya yansıtırsa Antalyaspor’u kimse tutamaz. Oyuncular da bir an önce Antalyaspor’da olduğunu anlamalılar.

 

Uzun yıllar futbolda yer almış bir isim olarak futbolun geldiği noktayı nasıl buluyorsunuz?

Türkiye’de son derece olumlu bir gidiş var. Altyapılara yapılan fiziki şartlar anlamında söylüyorum. Fakat bir handikap ortaya çıkıyor. Fiziki şartlar geliştirilirken Türkiye’nin gelişimiyle birlikte büyük şehirlerdeki arsaların sokak futbolunu ortadan kaldırdığını görüyoruz Böylece yetenekler ve çocukları futbola yönlendirme sayısının da oldukça düştüğünü görüyoruz. Sokakta bizim oynadığımız 10-12 saatlik topla olan süre meğerse antrenmanmış. Ben şimdi kendi çocuğumu antrenmana götürmek için 45 dakika yol gidiyorum, bir saatlik antrenmanda ise toplu antrenman sadece 30 dakika… Bizim kesinlikle sporu okullara sokmamız gerekiyor. Teknoloji de bizi kolaya itiyor. Anne baba olarak çocuk ağladığında vakit geçirsin diye eline tablet tutuşturuyoruz. Spordan uzaklaştırmış oluyoruz. Eline top versek, onu sokağa göndermiş olsak onu iyi duruma getireceğiz. Benim 15-16 yaşında lisansım çıktı, şimdi sekiz yaşında lisans çıkabiliyor. Eğitimler çok iyi, özveriyle çalışan antrenör sayısı çok fazla, sadece çocuğu topa yönlendirecek alanı bulmak lazım o da okullardan geçiyor.

 

Biraz da saha dışındaki Şenol Fidan’ı tanıyalım. Kemerspor 2003 dışındaki zamanlarınızı nasıl geçirirsiniz?

Valla buraya geldiğimden beri çok yoğunum. Ben tesiste kalıyorum, 7/24 buradayım. Bütün zamanımızı kardeşlerimizin gelişimine adadık. Akşam yedi sekize dek burada oluyoruz. Yaptığımız en lüks şey bir restoranda yemek yemek oluyor. Onun dışında beş yıl beraber çalıştığımız abilerimiz, kardeşlerimiz, arkadaşlarımız var. Bizi futboldan uzaklaştırmak adına çağırıyorlar, onlarla eski günleri konuşarak zaman geçirmeye çalışıyorum.

 

SadeceAntalyaspor.com Ailesi olarak bu keyifli röportaj için teşekkür ederiz. Son olarak bizler aracılığı ile Kemerspor 2003 ve Antalyaspor taraftarlarına iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?


RÖPORTAJ: Ulaş KALKAN
FOTOĞRAF: Deniz AYDIN
DÜZENLEME: Eda GENÇ AYDIN
* Bu röportaj, 5 Aralık 2017 tarihinde yapılmıştır.

 

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.







BENZER HABERLER